İRAN SAVAŞI BÜYÜYOR: Petrol 100 Doları Aştı, Türkiye’de Zam ve Dolar Şoku mu? | 27 Mart 2026 Cuma
Bu Bölüm Hakkında
27 Mart 2026 Cuma günlük ekonomi bülteninde İran savaşının uzamasına bağlı olarak enerji fiyatlarındaki yükseliş ve küresel piyasalardaki belirsizlik değerlendiriliyor. Brent petrolün tekrar 100 doların üzerine çıkması ve yeni zamlarla Türkiye'deki enflasyon beklentilerinin ciddi biçimde bozulduğu, hane halkı enflasyon beklentisinin yüzde 50'ye yaklaştığı aktarılıyor. Türkiye'nin 2025 büyümesinin yüzde 3.6'da kaldığı, sanayi üretiminin gerilediği ve 2026 büyüme tahminlerinin 3.7-3.8 bandına indirildiği belirtiliyor. Merkez Bankası'nın Mart ayı boyunca yoğun döviz satışıyla kur istikrarını korumaya çalıştığı, brüt rezervlerin 177 milyar dolara, swap-netleştirilmiş net rezervlerin ise yaklaşık 43 milyar dolara gerilediği vurgulanıyor. Enerji bağımlılığı, enflasyon beklentilerinin çıpalanamaması ve rezerv erimesi bir arada Türkiye ekonomisindeki kırılganlığı derinleştiriyor.
Ele Alınan Konular
- İran savaşı ve enerji fiyatlarına etkisi
- Türkiye enflasyon beklentilerinin bozulması
- Merkez Bankası rezerv erimesi ve döviz müdahalesi
- Döviz kuru baskısı ve para politikası
- Türkiye büyüme yavaşlaması ve sanayi üretimi
- Küresel emtia piyasaları: petrol ve altın
Evet, günaydın. Herkese merhabalar. Bugün günlerden 27 Mart 2026 Cuma. Haftanın son iş günündeyiz. Ben Ceyhun Elgin. Eee, biliyorsunuz bu kanalda bu pazartesi, çarşamba, cuma canlı yayınlarda biraz böyle günlük ekonomik gelişmeleri konuşuyoruz. Biraz akademik perspektiften ama yine herkesin anlayabileceği şekilde elimden geldiğince ele almaya çalışıyorum. Şimdi bugün de haftanın son iş gününde birazcık son gelişmeleri konuşalım isterim. hem dünyadaki gelişmeler hem Türkiye’deki gelişmeler açıklanan bazı ekonomik veriler var vesaire. Bunları hep beraber konuşacağımız bir yayın olsun istiyorum. Şimdi eee yayının başlığında koymuştum zaten görmüşsünüzdür. Yani hakikaten kritik bir başlık. İran savaşı uzuyor. Eee enerji fiyatları oldukça yüksek seyrediyor. Küresel piyasalarda ciddi belirsizlik var ve bütün bunların tabii Türkiye ekonomisine ne şekilde yansıyacağını da herkes daha net görmek istiyor ve yavaş yavaş aslında daha net görmeye başlıyoruz. Ve aslında artık elimizde böyle sadece jeopolitik manşetler de yok. Aynı zamanda piyasaların verdiği hakikaten çok somut sinyaller var. İşte petrol fiyatı olsun, altın fiyatı olsun, ne bileyim dolar kuru olsun, CDS prim olsun, işte tahvil faizleri olsun, rezerv verileri olsun, Merkez Bankası rezerv verileri olsun, işte enflasyon beklentileri, büyüme tahminleri, bunların hepsi aslında bize aynı şeyi söylüyor. Türkiye ekonomisi zaten kırılgan bir dengede ilerliyordu. Bu kırılgan dengenin üzerinde maalesef bir de dışarıdan gelen yeni bir enerji ve jeopolitik şok var. bununla karşı karşıya. Ve bu şok tabii henüz tam anlamıyla da fiyatlara yansımadı bence ama eee yani tabii ki büyük ölçüde yansımış eee diye düşünebilirsiniz ama tamamen yansımadı ve tabii öncü göstergelerde ufak ufak alarm veriyor açıkçası. Önce istiyorsanız küresel resimden başlayalım. Şimdi İran tarafı Amerika ile doğrudan müzakere yürüttüğü yönündeki haberleri her ne kadar Trump ısrarla yürütüyorlar hatta işte bize yalvarıyorlar falan dese de atıyor muhtemelen. Reddetti. Bu da tabii aslında piyasalarda şu algıyı güçlendirdi. Demek ki kısa vadede hızlı bir yumuşama ihtimali zayıf. Öte yandan tabii Trump biliyorsunuz eee saldırmama süresini Nisan ayına uzattı. İşte müzakerelere şans veriyorum falan dedi ama tabii her şeyin de ne olacağı belli olmaz. Yani bir bakmışsınız bugün piyasalar kapanmış. Yarın yeni saldırı haberleriyle hatta belki bir kara harekatı haberiyle yarına uyanmışız. Mümkün bu yani asla bunu mümkün değil diyemezsiniz değil mi? O kadar maalesef böyle deli bir dünyada yaşıyoruz yani öyle söyleyelim. eee ve dolayısıyla aslında savaşın maliyeti daha uzun süre hissedilebilir gibi de gözüküyor. Zaten piyasalarda tam da bunu fiyatlıyor açıkçası. Şimdi Brand Petrol gene tabii 100 dolarların üzerinde. Eee yani birkaç gün içerisinde tabii bir 100 doların altına düşmüştü. Hatta o da bize mazot ve benzin indirimleri olarak geçici de olsa yansıdı. Ama yine 100 doların üzerine çıktığında yine bindirim olarak zam olarak geri geliyor. Yarın yine mazota ciddi bir zam geleceği konuşuluyor. Eee yani aslında bu bize iki şey anlatıyor. Şimdi altın fiyatları da benzer şekilde böyle bir hoplamalı zıplamalı gidiyor açıkçası. Bir enerji arzı ve taşımacılığına ilişkin ciddi bir risk fiyatlaması var petrol fiyatlarında. Bir de altın fiyatlarındaki o eee böyle belirsizlik de aslında küresel sermayenin güvenliği liman arayışını tamamen bırakmadığını eee gösteriyor. Eee şimdi ben mesela 5 saatlik altın ve petrol eee verilerine bakıyorum önümdeki siteden. İşte Brand Petrol mesela Haziran vadeli kontratta e 102 dolar civarında. Ons altın tarafında 4457 dolar seviyesini görüyoruz. Yani gün içi dalgalanmalara rağmen hem altın hem petrol tarihsel olarak son derece yüksek bir düzlemde. E tabii şimdi pet diyeceksiniz ki hocam altın 5600 dolarları da görmüştü ama ben sonuçta tarihi ortalamasına eee oranla bakıyorum. Hani tabii ki 5.600 dolardan 4400 dolarlara düşmesi ciddi bir eee gerilemeydi. Zaten bunu çarşamba günü, pazartesi günü yer yer konuştuk. Eee, tabii malum yine Türkiye malum enerji ihracatçısı bir ekonomi ve tabii petrol fiyatındaki her kalıcı yükseliş maalesef sadece pompa fiyatı meselesind değil. Her ne kadar yarın pompaya da zam gelecek olsa da bu aynı zamanda tabii enflasyon demek, cari açık demek, büyüme demek, kur, faiz, bütçe dengesi demek aslında bunların bozulması demek. Şimdi Türkiye cephesine bakalım. En kritik gelişmelerden bir tanesi eee son iki günde yaşanan enflasyon beklentilerindeki bozulma. Şimdi Mart ayında 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi reel sektörde %32. 9’a hane halkında 49.9’a 50 diyelim hatta 50’ye çıkmış durumda. Piyasa katılımcıları için de 22.2’ye yükselmiş vaziyette. Daha da önemlisi şu aslında. Hane halkı altını eee açık ara eee en çok tercih edilen yatırım aracı olarak görüyor. Bu da ilginç bir gözlem. Eee oran %55’in üzerinde ki zaten bunu herhalde Kapalı Çarşıdaki kuyumculardaki kuyruklarda bizzat görüyorsunuz. haberlere de yansıdı zaten geçtiğimiz günlerde. Eee, yani toplumun geniş kesimleri zaten fiyat istikrarını aslında hani altına da kurtarıcı olarak yöneldiği için Türk lirası faizine değil. Eee, geniş kesimde zaten fiyat istikrarı eee, diyelim hani fiyat istikrarına güvenmiyor. Fiyat istikrarının yakın zamanda gerçekleşeceğine güvenmiyor. Eee, Türk lirasına işte uzun vadeli güven oldukça düşük. İnsanlar kendilerini işte mesela altınla korumaya çalışıyorlar. Bu da tesadüf değil yani. Çünkü açıkçası herkes gündelik hayatında şunu biliyor. Yani jeopolitik gerilim enerji fiyatlarını yükseltirse e bu da Türkiye’de enflasyonun yeniden yukarı gitmesi demek. Eee dolayısıyla hani bu jeopolitik gerilmenin de zaten enflasyon beklentilerine de bu haliyle eee ciddi derecede bozulmada etkili olduklarını görüyoruz. Bence burada tabii kritik bir nokta var. Türkiye’de uzun süredir resmi söylemle toplumsal deneyim arasında maalesef bir makas var. Hani resmi tarafta işte Merkez Bankası, maliye otoriteleri, bakan vesaire eliyle bir dezenflasyon hani enflasyon düşüyor anlatısı korunmaya çalışıyor. Ama vatandaş markette, kirada, ulaşımda, enerji maliyetlerinde farklı bir gerçeklik de yaşıyor maalesef. Şimdi tabii de buna üzerine savaş kaynaklı petrol şoku eklendi. Dolayısıyla mesele sadece bugünkü enflasyon değil artık yarının enflasyon beklentisinin de yeniden çıpalanamaması. Yani beklenti bozulduğu zaman fiyatlama davranışı da bozuluyor. Şirketler e bugünden maliyet artışını önceden fiyatına koyuyor. Hane halkı daha fazla dövize ya da altına gitmeye çalışıyor. İşçi yapabildiği ölçüde daha yüksek ücret artışı talep ediyor. Ev sahibi daha yüksek kira istemek istiyor. Dolayısıyla sonuçta enflasyon sadece dışarıdan gelen maliyet şokunun değil de içerideki beklenti bozulmasının da ürünü haline geliyor. Burada ikinci önemli başlık büyüme. Eee Türkiye ile ilgili Türkiye ekonomisi 2025’in son çeyreğinde yıllık %3.4 4 çeyreklik bazları da 0.4 büyümüştü. Yıllık genel yıl geneli %3.6. Şimdi bu rakam ilk başta fena görünmeyebilir 3.6 ama kompozisyona baktığımız zaman yani büyümenin nelerden geldiğine baktığımız zaman tablonun o kadar da parlak olmadığını görüyoruz. Büyüme yavaşlıyor bir kere. Sanayi üretimi zayıf. İç tüketim hala büyük ölçüde işte büyümenin eee böyle ana motoru ama dış denge bozuluyor. Eee Ocak ayında sanayi üretiminin aylık %2.8 daraldığını, yıllık bazda %1.8 8 gerilediğini düşünecek olursak hani büyüme tahmininde aslında 2026 büyüme tahmininde işte bankalar, araştırma kuruluşları vesaire geriye çekiyorlar. Eee daha aşağıya çekiyorlar. Daha önemlisi aslında tabii jeopolitik gelişmelerin uzun sürmesi halinde hani büyümede hakikaten belirgin aşağı yönlü daha da fazla risk olabileceğini şu anda büyüme beklentileri 2026 için 3.7 3.8 civarında eee daha da aşağıya gidebilir. Daha evvelen 4.2’leri 4.3’leri görmüştü bu tahmin savaş öncesinde. Şu anda 3.8 3.7 civarına düşürülmüş vaziyette büyüme tahmini 2026 için daha da aşağıya gidebilir tabii ki. Yani savaş daha da uzarsa zaten yavaşlamış olan büyüme momentumu daha da aşınabilir. Ha kısa sürerse tabii hasar sınırlı olabilir denebilir. Bunu da söyleyelim. Şimdi bu neden önemli büyüme? Çünkü Türkiye’de ekonomi yönetimi zaten bir süredir eee çok zor bir dengeyi korumaya çalışıyor. Yani hem büyüme tamamen çökmesin hem enflasyon yavaş yavaş düşsün hem de kur kontrolden çıkmasın. Eee böyle bir denge var. Böyle bir hassas denge var. Şimdi tabii oysa savaş gibi hani dışsal bir şok geldiğinde ki geldi bu üç hedefi aynı anda tutturmak çok zorlaşıyor. İşte petrol yükselirse cariye açık artıyor. Cari açık arttıkça dövize ihtiyaç büyüyor. Dövize ihtiyaç büyüdükçe kur üzerindeki baskı artıyor. Kur baskısı artınca ya rezerv yakmak durumunda kalıyorsunuz ya faizi sıkı tutuyorsunuz ya da her ikisini birden yapmaya çalışıyorsunuz. Bu da tabii içeride kredi koşullarını sıkılaştırıyor. Yatırımı büyümeyi zayıflatıyor. İnsanlar kredi alamıyor. Firmalar kredi alamıyor. Çünkü kredi çok pahalı. Eee, yani enerji şoku aslında Türkiye gibi dış finansmana bağımlı ülkelerde sadece fiyatları değil büyümenin kendisini de vuruyor. Nitekim baktığımızda rezerv tarafındaki gelişmeler, işte rezervin mesela bunun bir ayağı olduğunu söylemiştim. Rezerv tarafındaki gelişmeler çok çarpıcı. 20 Mart haftasında Merkez Bankası’nın kendi sahipliğindeki altın stoğunu 53 ton azaltarak 502 tona gerilediği hesaplanıyor. Bunun yaklaşık yarısının swap, yarısının da doğrudan satış kaynaklı olabileceği bildirtilmiş. Eee, aynı dönemde yabancı yatırımcıların Türk Lirası cinsi varlıklardan ve Swap kanalından ciddi çıkış yaptığı görülüyor. Yani sadece 20 Mart haftasında Swap kanalından 3.4 milyar dolarlık çıkış hesaplanmış. Eee, ki Mart ayının ilk 3 haftasında yaklaşık 26 milyar dolarlık net döviz satışı olduğu tahmin ediliyor. Üstelik bu haftanın ilk birkaç gününde de işte 15.7 milyar dolarlık satıştan söz ediliyor. Yani şu anda içinde bulunduğumuz, bitirdiğimiz haftadan bahsediyorum. Bunlar çok büyük rakamlar arkadaşlar. Ve bize bu şunu söylüyor aslında. Kur istikrarını korumak için tabii ki bunu Merkez Bankası yapıyor işte. Ama kur istikrarı doğal bir piyasa dengesiyle korunmuyor şu anda Türkiye’de. Yoğun müdahaleyle rezervden satılarak korunuyor. Bir başka ifadeyle aslında sistem döviz talebini bastırmak için rezerv kullanıyor. Tabii bu geçici olarak işe yarıyor mu? Yarıyor. Evet yaray daabilir zaten ama sonsuza kadar sürdürülemez. Tabii ki bunun bir sınırı var. Çünkü dışarıdan yeni bir petrol şoko geliyorsa içeride de enflasyon beklentileri bozuluyorsa rezerv harcayarak her şeyi aynı anda kontrol etmek çok zor. Zaten hani işte brüt rezervin şu anda 177 milyar dolarlara düştüğünü, net rezervin 12 milyar dolar azalarak 56.9 9 milyar dolara düştüğünü, Svap Aishnet Net rezervinde bir 11 milyar dolar daha az olarak yaklaşık 43 milyar dolara inmiş olabileceği düşünülüyor ki işte bu rakamlar da aslında bize rezerv tamponu dediğimiz o hani koruyucu rezervin eridiğini ufak ufak erimeye başladığını alarm verici bir seviyede henüz değil ama ufak ufak erimeye başladığını gösteriyor. Eee yani şimdi kur tarafında tablo zaten hassas biliyorsunuz. Hani şu anda işte kur 44.3 44.4,5 yani 44,5 diyelim. yuvarlak 44,5 civarında. Eee, 12 ay sonrası hane halkı kur tahmini 52.2. Şimdi bu beklenti tabii eee, kurun hani toplum toplum aslında kurun daha da ileri gideceğini ama böyle çok daha açıkçası sıçramayacağını yani 40 90 100 beklemiyor insanlar. Yani dolar Türk lirası kurundan bahsediyorum. 52.2. Tabii bu beklenti yavaş yavaş daha da ileriye doğru gidebilir, güçlenebilir. E tabii döviz talebi bu zaman yurtçi yerleşiklerden de artar ve döviz talebi arttıkça tabii Merkez Bankası üzerindeki baskı büyür. da faiz politikasını, para politikasını illaki etkiler. Tabii ki. Şimdi burada para politikası kritik bir düğüm. Eee, biliyorsunuz politika faizi %37’de sabit. Faiz indirilmedi son toplantıda ama arttırılmadı da. Ha ama tabii pratikte biliyorsunuz 37’den fonlanmıyor şu anda piyasa. Daha yüksek bir orandan fonlanıyor ve hani savaş ve enerji fiyatları nedeniyle aslında hani şu andaki beklenti kur baskısı azalıncaya kadar likiditenin sıkı tutulacağı. Hatta Nisan toplantısında yine faiz indirimi beklenmiyor şu an için. Hatta gerekirse belki bazıları faiz artışından da bahsediyor ama ben açıkçası siyaseten faiz artışı yapmanın kolay olmayacağı kanaatindeyim. Eee ama yani sonuçta öyle ya da böyle yani arttırılmasa bile sabit tutulması çünkü savaş başlamadan evvel hep yüzer yüzer yüzer bas puan yani 37 36 34 böyle faiz indirimleri bekleniyordu. Artık bu olanak kalmadı gibi gözüküyor. Yani bu kademeli gevşeme alanı eee pek kalmadığı gibi savaş bu alanı daralttı. Eee, dolayısıyla artık şu anda öncelik yeniden fiyat istikrarı ve kuru savunmaya kalıyor açıkçası. Tabii burada bir çelişki var. Yani faizi yüksek tutmak ya da daha da sıkılaştırmak kuru savunmak açısından yararlı olabilir. Evet. Ama tabii ki de büyümeyi yavaşlatıyor. Zaten sanayi zayıf, kredi koşulları sıkı, finansman maliyeti çok yüksek. Buna bir de işte savaşın yarattığı belirsizlik eklendiğinde özel sektörün yatırım işta daha da düşecek. Özellikle enerjiye bağımlı sektörlerde maliyetler artıyor ve maliyetler artarken tabii ki talep tarafı aynı hızda artmayacak. Bu durumda işletmeler ya fiyat arttıracaklar ya da kar marcından yiyecekler ya da istihdamı kısmaya yönelecekler. Yani aslında savaşın ekonomik maliyeti sadece işte o benzin pompasında değil de fabrikada, atölyede, markette de hissedilecek ki cari açık tarafında da risk büyüyor. Onu da söyleyelim. Yani eee bu eee 2026 cari açık eee bu savaş bu şekilde giderse 50 milyar doların üzerine çıkabileceğini zaten söylemiştim önceki yayınlarda burada. Bu da tabii yaklaşık işte 50 milyar 53 hatta 55 konuşanlar var. Bu bu seviyelere giderse gayrifi yurtişanın %3’ünü bile zorlayabilir cariye açık. Geçen yıl 30 milyar dolardı. Aradaki fark çok ciddi. Yani 30 nerede? 55 nerede değil mi? Hani eğer olursa tabii şu anda henüz beklenti 2026 için ama eee ve tabii yani bu 55 diyenler bile aslında petrolün birkaç ay 100 dolar civarında kaldıktan sonra gerileyeceğini varsayarak buna 55 diyor. Yani eğer savaş uzarsa ve çok daha uzun süre 100 doların üzerinde kalırsa belki 60 milyar dolarlık bir cari açığı bile görmek yanlış olmayacaktır. Eee göreceğiz yani bunun nasıl ilerleyeceğini. bütçe tarafında hükümetin bir tamponu var gibi görünüyor. Yani eee bütçe en güçlü tarafı şu anda ekonomi politikası yönetiminin ama onda sınırları var tabii ki. Yani eee işte bütçe açığının milli geliri oranı şu an için yönetilebilir düzeyde %3,5’luk bir hedef vardı. Ulaşılabilir bir hedef gözüküyor hala. Ama tabii enerji fiyatları yükseldikçe devletin o akaryakıt üzerindeki işte eşel mobil vesaire vergi ayarlamaları ve doğalgaz ve elektrikteki sübvansiyonlar Nisan ayından itibaren kaldırılacağı söyleniyor. Bunların işte değişip değişmeyeceğine göre aslında gene durum değişebilir açıkçası. Şu anda benzindeki artışların neredeyse %75’i ÖTV ayarlamalarıyla absorbe edilmiş vaziyette. Bunun mali maliyeti de yaklaşık 50 milyar TL civarında olduğu düşünülüyor. Bu tabii kısa vadede tüketiciyi korumak için yapılan bir şey ama tabii bütçe üzerinde yük yaratıyor. Yani bir yerde bastırılan maliyet başka yerde bireik. Bunu bir noktada görmek lazım. Eninde sonunda her şeyin bir maliyeti var. Yani şimdi bütün tabloyu aslında sadeleştirerek eee konuşacağım, söylemem gerekirse aslında Türkiye ekonomisi şu anda beş kanaldan birden baskı altında. Birincisi enerji fiyatı kanalı. Petrol pahalı, doğalgaz baskısı sürüyor. İkincisi enflasyon beklentisi kanalı. hem hane halkı hem reel sektör bozuluyor. Üçüncüsü dış denge kanalı cari açık büyüme riski taşıyor. Dördüncüsü finansal kanal işte rezerv kaybı, yabancı çıkışı, kur baskısı, yüksek faiz var. Beşincisi de büyüme kanalı. Sanayi zaten zayıf. Savaş uzadıkça iç ve dış talep kompozisyonu daha da bozulabilir açıkçası. Tabii şimdi burada en sık sorulan soru şu: Türkiye’yi hemen bir kuruş oku ya da çok zart bir kriz mi bekliyor? Şimdi bu soruya bence çok temkinli cevap vermek lazım. E şöyle düşünüyorum. Ben samimi düşüneceğim bu arada. hani düşüncemi değiştirerek eee veya bastırarak söylemiyorum bence. Hayır. Yani otomatik olarak yarın sabah mesela bir günden bugünden yarına çok büyük bir kopuş olacak demek bence çok doğru değil. Çünkü eee Merkez Bankası’nın da maliye maliyenin de bir hala müdahale kapasitesi var. İşte rezerv, likidite sıkılaşması, vergi ayarlamaları, fiyat sübvansiyonları, makro ihtiyati önlemler devrede. Eee, dolayısıyla hani bugünden yarına öyle ben bir olumsuzluk beklemiyorum ama şu çok açık. Kırılganlık da artıyor bir yandan. Yani sistem daha pahalı. daha müdahaleci ve daha az rahat nefes alabilen bir noktaya doğru gidiyor. Ve tabii kriz de biliyorsunuz bazen böyle ani patlama şekline gelmez. Bazen böyle sürüne sürüne ufak ufak adımlarla gelir. Yani daha düşük büyüme, daha inatçı enflasyon, daha pahalı finansman, daha kırılgan kur dengesi şeklinde gelir açıkçası. Hani bence Türkiye’de aslında biraz tam da böyle bir hani sürüne sürüne gelen bir krizin eee kriz riskinin içerisinde diyelim. Burada tabii Amerikan tarafında siyasi gelişmeler de önemli. Trump yönetiminin işte İran savaşı’nın maliyetini iç politikada taşımakta zorlandığına dair işaretler var. İşte benzin fiyatları Amerika’da da yükseliyor. Bu tabii seçmende ciddi bir memnuniyetsizlik yaratıyor ve seçim hesabı var işte Kasım ayı için ara seçimler. Tabii bu savaşı Washington açısından oldukça pahalı hale geliyor. Dolayısıyla hani bu savaşın askeri sonucu kadar aslında siyasi sürdürülebilirliği de önemli. Yani eğer Amerikan iç siyasetinde baskı büyürse bir yumuşama olabilir ki zaten Trump da o yüzden biraz bence ikircikli konuşuyor ama şu an için piyasa bu yumuşamaya ikna olmuş değil açıkçası. Yani petrolün 100 doların üzerinde kalması da bunu gösteriyor açık konuşmak gerekirse. Son olarak bir de şunu söyleyeyim. Türkiye ekonomisi uzun süredir eee dış çoklara karşı dayanıklılığını yitirmiş bir yapıyla ilerliyor maalesef. Yani işte enerji de dışa bağımlı fiyatlama davranışları bozulmuş. Rezerv biriktirmek için sürekli işte sıcak para ve kısa vadeli sermaye girişine muhtaç. kur istikrarını yüksek maliyetle sağlayan bir model var karşımızda. Ekonomi modeli var. Tabii böyle bir ekonomide savaş haberleri sadece dış haber değil maalesef. Yani doğrudan iç ekonomik gündemin de parçası. İşte hani hürmüz boğazı, hürmüz boğazı konuşuyoruz. Yani çok da öyle o coğrafyaya aşırı bir ilgi duyduğumuzdan değil. Yani zaten bence distopya gibi yerler böyle petrolün üretildiği o işte ne bileyim körfez ülkeleri vesaire hiç hayatımda eee gitmeye yani şey yapmadım. Eee merak etmedim. E ne orada yaşamayı, ne eee turistik amaçlı olsa dahi ziyaret etmeyi. Ama buralarda olan şeyler aslında İstanbul’daki market etiketine, Ankara’daki kira beklentisine, ne bileyim İzmir’deki sanayi maliyetine, hani Anadolu’daki çiftçinin mazot girdilerine kadar çok hızlı biçimde yansıyor. O yüzden konuşuyoruz zaten. Dolayısıyla önümüzdeki haftalarda bence bakılması gereken temel göstergeler çok net. Brend petrol kalıcı olarak 100 doların üzerinde mi kalacak kalmayacak mı? Altında güvenli liman talebi sürecek mi sürmeyecek mi? Merkez Bankası rezervlerinde erime devam edecek mi etmeyecek mi? İşte bu e dolar Türk lirası kuru üzerindeki baskı ne kadar artacak? Enflasyon beklentilerindeki bozulma Nisan ve Mayıs’ta da sürecek mi? Ve en önemlisi de aslında işte hani ekonomi politika yönetimi bu maliyetin ne kadarını vergiyle, ne kadarını rezervle, ne kadarını faizle, ne kadarını vatandaşa doğrudan yansıtarak yönetmeye çalışacak. Hani benim gördüğüm tablo dediğim gibi bunu da söyledim zaten yayın sırasında. Tablo şu: Kısa vadede yangın söndürme kapasitesi var ama orta vadede maliyet büyüyor ve bu yüzden savaş uzadıkça Türkiye’de sadece zam riski yok arkadaşlar. büyüme kaybı, daha inatçı enflasyon, daha kırılgan bir finansal denge riski de büyüyor. Yani mesele sadece petrol değil, petrol şoku üzerinden yeniden açılan bir Türkiye ekonomi dosyası diyelim. Hani eee bir noktada. Şimdi hemen hızlıca eee sorulara bakalım. Eee bir dakika şimdi buradan girdik. Evet eee günaydın. Günaydın. Evet Almanya’dan selamlar. Yalancı Trump. Evet. Amerika’daki Kasım seçimlerine kadar bu tiyatro sürer, sürebilir. Altın gördüğü seviyeyi unutmaz diye bir görüş var. Bu görüşe katılıyor musunuz? Bir o ara o dolar gördüğü seviyeyi unutmaz diye de söyleniyordu. Eee hani dolar gördüğünü gördüğü yeri unutmaz. Hani hatta seviye değil de yer olarak söyleniyordu. Altın için ben açıkçası öyle düşünmüyorum. Yani altını tabii ki bazı eee seviyeleri hafızasında taşır ama bu her gördüğü seviyeye mutlaka geri döneceği anlamına gelmiyor. Altını asıl belirleyen şey hani jeopolitik risk, işte reel faizler, doların seyri ve merkez bankalarının talebi. Yani bazı eşikleri evet psikolojik olarak önemlidir. İşte 4444, 4888 bunlar hep konuşuluyor ama piyasa bunu mekanik bir kural gibi işlemez. Onu söyleyelim. Eee, dünyada dolar kıtlığı var. likidite sıkışmasından ötürü mecbur rezerv altın satacaklar ki bizimle beraber bazı ülkelerde aynı şeyi yapıyor. E Türkiye’nin altın satışından bahsettik eee geçen hafta eee ciddi derecede ve hatta altın fiyatlarını bir kısmen etkileyenin de o satış olduğu söyleniyor. Ama şöyle de düşünmek lazım. Sadece böyle bakarsak eksik olur. Dünyada dönem dönem dolar likidesi sıkışabiliyor ve bu bazı ülkeler tabii rezerv yönetiminde altın satışına itebiliyor. Evet. Ama bizde mesela sadece küresel doğar kıtlığı değil. Türkiye’de kuru üzerindeki baskı, işte içerideki yüksek döviz talebi, sermayeye çıkışları ve Merkez Bankası’nın hani kuru savunma ihtiyacı da birazcık altın satışını açıklıyor açıkçası. Yani sorun yalnızca likidite meselesi değil. İçerideki kırılganlığın da büyümüş olması. Onu da söylemiş olalım. Eee, Ceyhun Bey, “Benim merak ettiğim Türkiye’deki enflasyona ne zaman etkisi olacak? Devletin ne kadar gücü var?” Enflasyona etkisi olmaya başladı zaten. Yani şimdi Mart ayı enflasyon henüz açıklanmadı. eee işte Nisanın biliyorsunuz 3’ünde cuma günü oluyor herhalde açıklanacak. Hani önümüzdeki cuma eee ama yani sonuçta bir artış olacağı kesin hani ya da en azından Mart’ta ciddi bir düşüş bekleniyordu enflasyonda. Ocak ve Şubat’taki e yüksek rakamlardan sonra yüksek enflasyon aylık enflasyonlardan sonra o olmayacak yani yansımaya başladı yaş başlamadı diye eee bir şey söz konusu değil. Eee bütün zengin ve ünlüler Dubai parasını kaçırıyor olabilir. Hocam TL dolar kuru sabitte gevşeme olur mu? Zaten işte onu konuştuk. Hani eee şu anda tutulabilir. Kısa vadede olmaz. Bugünden yarına olmaz ama eee en azından o artış hızının arttırıldığı hani Merkez Bankası müsaade etmeye çalışıyor bir miktar artışa. Hani onu biraz bir tık daha saldılar sanki. Hani biraz daha böyle ipi çok daha gevşetip hani böyle hakikaten böyle bir arada bir daha hızlı bir artışa izin verirler mi? Orası meçhul şu an için. Ama ama şu anda kuru koruyacak güç var. Hani en azından kısa vadede var. Kısa vadeden kastım da işte 23 aylık vadede bu var. Hani savaş daha da uzun sürerse ondan sonrasında biraz eee sıkıntı olmaya başlayabilir açıkçası. Eee TD dolar kuru baskılanıyor. Salarlarmış. Z bunu konuştuk. Eee başka da bir şey yok sanki. Geldiği yeri unutmaz. Ha evet onu da konuştuk. Eee yani dediğim gibi dolar Türk lirasına bence bir süre daha yavaş yavaş değer kaybedilen kurun adeta yönetildiği bir patikadayız. Zaten öyleyiz yani yıllar yani 2 yıldır diyelim. Böyle de devam edeceğimiz gibi gözüküyor. En azından 2-3 ay boyunca. Ha savaş çok daha derinleşir, çok daha uzar. Kara harekatı, kara harekatı bir felakete n olur vesaire. İşte nükleer Allah korusun yani işte İsrail nükleer bomba atar, İran belki cevap verir vesaire. Nükleer tesisler vurulur, nükleer bir işte bulut eee yayılımı olur vesaire. Tabii bunlar çok daha kötü haberler. Yani olacağını söylemiyorum da olursa tabii o zaman işin rengi değişebilir. Onu onu da söyleyelim. İnşallah olmaz tabii ki. Eee bu da böyle. Başka? Amerika’nın borcu çok yüksek. Ev onu zaten defalarca bu kanalda konuştuk. Bu durumda Fed de faiz arttırabilir mi? E vallahi yani bir yandan da işte enflasyon da çok yüksek. Eee bir de şun şimdi önce şu iki soruya cevap vereyim öncelikle. Bir tanesi dolar satarak baskılamak çözüm mü? Önce o meseleye cevap verelim. Şimdi tabii ki kesin çözüm tek bir sihirli anlay olacak şey değil. Yani dolar satarak kalıcı çözüm aslında Türkiye’nin döviz ihtiyacını yapısal olarak azaltması. Bunun için de işte enflasyonu gerçekten düşürmek lazım. Hukuk ve kurum güvenini toparlamak lazım. Cari açı azaltmak lazım. Enerjide dışa bağımlılığı kırmak lazım. Rezervi sadece sıcak parayla değil kalıcı sermaye girişiyle güçlendirmek lazım. Dolar satarak korumaya çalışmak sadece kısa vadeli çözüm yani uzun vadeli çözüm tabii ki de. Kesinlikle ve tabii ki de değil. Şimdi Fed’in faiz arttırması kısmından da kısaca bahsedeyim. Yani eee şöyle şimdi eee biliyorsunuz Fed’de bir başkan değişikliği olacak mayıs ayında. İşte Trump’ın yeni atadığı Pavel’u da gerçi Trump atamıştı vakti zamanında ama e sonra anlaşmazlığa düştü biliyorsunuz. Trump’ın yeni atadığı kişi Fed başkanı olacak. Eee, şimdi Powell’ın tabii son toplantılarda faiz artışına gider mi gitmez mi? Eee, yani tabii sadece Pavel’a da bağlı değil. Bizdeki gibi değil çünkü Fed hani sonuçta bir oylamayla karar veriliyor. Sadece Pavel’ın oyuyla bildiği. Biz de bizim Merkez Bankası için de aslında bir oylama yapıldığı söyleniyor. Merkez Bankası Para Politikası kurulunda ama pratikte o kurula girmiş olanlardan duyduklarımız genelde başkanın dediğinin olduğu yönünde. Ama Fed’de öyle değil. direkt oylama yapılıyor. Oyların sonuçları da açıklanıyor zaten. İşte şu kişi arttırım yönünde oy kullandı. Bu kişi azaltım yönünde oy kullandı. Yani Pavel tabii ki bir miktar dolayısıyla etkisi var veya Fed başkanının değişmesinin etkisi var. Ama sonuçta bir de komite var ve komite üyelerinin de eee oyları var. Ha işte şunu demeye çalışıyorum. Yani şimdi Powel son iki toplantıda faiz artış bir tanesinde en azından faiz artışı yapar mı yapmaz mı sabit mi kalır? Şu an için piyasa en azından Powervel gidene kadar bir artış beklemiyor. Çok olağanüstü bir gelişme olmazsa. Ama yaz aylarında vesaire bu savaşın gidişatına bağlı olarak yeni bir artış da düşünülebilir mi konuşuluyor açıkçası. Yani bilmiyorum göreceğiz açıkçası ama bir yandan da dediğiniz gibi borcu çok yüksek. Bu durumda tabii faiz arttığı zaman bu borca daha da fazla katlayacak olan bir husus var. Yani bunu göreceğiz ne olduğunu eee kolay bir şey değil. Bir de son olarak şu soruyu da cevaplayayım. Jeopolitiğe bu kadar bağlı olmayan bir politika bulamaz mıyız? Yani bu coğrafyada zor gibi sanki. Eee bu coğrafyada zor. Şöyle tabii jeopolitiğe bağlı olmayan bir politika olurdu. İşte hukuk düzeniniz çok güçlü olur. Eee, kurumlara güven çok iyi olur. Eee, dolayısıyla hani jeopolitik ne olursa olsun, eee, bundan etkilenmezsiniz veya en azından daha az etkilenirsiniz. Böyle olurdu ama şu anda o noktada değiliz maalesef. Eee, hocam orta uzun vadede faiz arttıramazlar gibi. Sanki tek çağrı yine para basmak göreceğiz. Yani faiz artışına şu anda bekleniyor. Yani yıl içerisinde Fed’in bir faiz artışına gideceği Avrupa Merkez Bankası’nın mesela önümüzdeki toplantıda faiz artışına %80 olasılık veriyor piyasalar. Şim Avrupa Merkez Bankası faiz arttırırken belki işte İngiltere Merkez Bankası sonrasında faiz arttırırken eee Fed bundan geri kalabilir mi? Yani kolay değil. Eee açıkçası eee şimdi burada noktalayayım. 25 dakikaya olmuş neredeyse. Eee, eğer cevaplamadığım ve, eee, mutlaka cevaplanmasını düşündüğünüz gibi, gerekli olduğunu düşündüğünüz bir soru varsa lütfen ve lütfen, e, yorumlara yazın. Video bittikten sonra gün içerisinde akşam saatlerine kadar mutlaka ama mutlaka eee, cevaplayacağımdan emin olabilirsiniz. Zaten bu kanalı düzenli olarak izleyenler eee, cevaplıyorlar. Eee, cevapladığımı biliyorlar. Eee, sorularımı eee çok teşekkür ediyorum herkese katıldığınız için. Hafta sonu yine bir tematik yayınla karşınızda olurum. Dün koyduğum tematik yayını da sağlık sistemi ile ilgili eee eğer izlemediyseniz de şiddetle izlemenizi eee tavsiye ediyorum. Eee çok teşekkür ediyorum herkese katılımları ve gönderdikleri kalpleri için vesaire. Eee okumadın maalesef hepsini okumadınız ya. Evet çünkü hepsini okuyacak zaman yok yani. Eee yani burada ben burada bütün sorulara teker teker cevap vermeye e kalsam 40 dakika 45 dakika eee olacak yani hızlıca. O yüzden diyorum ya zaten eğer kaçırdığın bir soru varsa lütfen yazın yorum olarak videonun altına bittikten sonra buraya chat’te değil de yorum olarak videonun altına yazın. Mutlaka akşam saatlerinde eee cevap vereceğimi göreceksiniz. Veriyorum zaten yani. Eee bir de son olarak şeyi gördüm. Tam böyle yukarıya doğru çıkarken Dar Şafaka ve bağışlamaya devam ediyorsunuz. Evet ediyorum. Onu da söyleyeyim. Gelirleri. E teşekkür ediyorum ve herkese iyi günler diliyorum. Yeah.