IMF Alarm Verdi: İran Savaşı Dünyayı Enflasyon Krizine mi Sürüklüyor? Petrol, Altın ve Piyasalar
Bu Bölüm Hakkında
IMF'nin Nisan 2026 Dünya Ekonomik Görünümü raporuna göre İran savaşı, küresel büyümeyi aşağı çekerken enflasyonu yukarı taşıma riskini beraberinde getiriyor. Petrol fiyatları ilk panikten sonra kısmen gerilemiş olsa da Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş rejiminin belirsizliği piyasaları huzursuz etmeye devam ediyor. Altın rekor seviyelerde seyrederken Türkiye'de yabancı yatırımcı çıkışları ve merkez bankası rezervleri üzerindeki baskı gündemin merkezinde yer alıyor. ABD'de enflasyonun yükselmesi Fed'in faiz indirimi olanağını daraltırken, savunma harcamalarının yarattığı maliyetler ile sosyal harcama kısıntısı arasındaki denge sorunu da masaya taşınıyor.
Ele Alınan Konular
- IMF Dünya Ekonomik Görünümü raporu ve savaşın makroekonomik maliyetleri
- Petrol ve altın fiyatları: Hürmüz Boğazı geçiş rejimi belirsizliği
- Türkiye'de döviz rezervleri, yabancı portföy çıkışları ve CDS
- ABD enflasyon verisi ve Fed faiz beklentileri
- Savunma harcamaları, kamu açıkları ve stagflasyon riski
Evet, herkese günaydınlar. Herkese merhabalar. Şu sesimizi de kontrol edelim çünkü bazen ses otomatik olarak kısılıyor mikrofon. Eee, yok. Tamam, kısılmamış. Gayet güzel. Eee, başlayabiliriz artık. Eee, bugün 10 Nisan eee, 2026, günlerden Cuma. Hoş geldiniz kanalımıza. Eee, YouTube’da biliyorsunuz bu kanalda Kayıt Dışı İktisat kanalında ben Profesör Doktor C. Üünnergin eee pazartesi, Çarşamba, cuma sabahları yaklaşık olarak bu saatlerde canlı yayınlar yapıyorum. Diğer günlerde de salır, perşembe, hafta sonu tematik yayınlarımız oluyor. Dün mesela bir tematik yayınımız oldu. Bilmiyorum gözünüze çarptı mı? Geçen hafta çok ilgi çeken bir yayının devamı aslında. Ülke ekonomileri diye bir serimiz var. Orada Azerbaycan’la eee işte haşır neşir oluyorduk. Azerbaycan ekonomisine bakıyorduk. İlk yayın çok ilgi gördü. Eee geçen cumartesi günü zannedersem yayını koymuştum eee internete. Dün de devamına ikinci bölümünü koydum. Genelde hemen hemen her ülkeye iki bölüm ayırıyoruz ama bu canlı yayınlarda da biraz daha günlük gelişmeleri, günlük piyasa gelişmeleri, siyasi gelişmeleri vesaire bunun tabii ekonomi etkilerini hem ülkemiz hem dünya anlamında yorumluyoruz. Şimdi ekonomisinin hakikaten artık savaşın kendisi değil. savaş bir noktada şu an için en azından İsrail Lübnanı arasında çatışmalar devam etse de hatta çatışma demeyelim İsrail’in Lübnan’ı bombardımanı devam etse de eee en azından bir miktar eee İran, İsrail veya İran, Amerika bağlamında bir miktar eee durulmuş gözüküyor. Bir biliyorsunuz ateşkes var. Dolayısıyla şu anda aslında savaşın kendisinden ziyade bıraktığı tortuyu konuşacağız aslında. Hani ilk şok anı geride kaldı gibi gözüküyor ama piyasalar hala tabii yeni dengeyi bulmuş gibi değil bence. Bir yandan ciddi derecede kırılgan bir ateşkes var. Öbür taraftan işte Lübnan cephesinde az önce söylediğim saldırılar sürüyor. Bir tarafta hürümüz boğazının yeniden açıldığı söyleniyor. Öbür tarafta işte geçiş ücretleri, güvenli rota, mayın riski, ne bileyim tanker trafiği, bu geçişin kimin kurallarıyla olacağı, ödeme hangi para birimiyle yapılacağı vesaire falan bunlar hep tabii tartışılıyor. Bir taraftan tabii petrol ilk panikten sonra tabii ki bir miktar geri çekildi ama öbür taraftan işte bugün biraz daha ayrıntılı konuşacağız. IMF çıkıp diyor ki bu savaşın dünya ekonomisine faturası henüz tam yazılmadı. E büyüme aşağı gelecek, enflasyon yukarı gidecek bütün dünyada diyor. Bence işte aslında bugün konuşmamız gereken mesele de tam olarak bu. Piyasalar ilk şoktan sonra biraz sakinleşti. Evet ama ekonomi savaş bitti denildiği anda tabii ki normale dönmüyor. Hatta çoğu zaman bitse bile şu anda bitmiş de değil aslında ama hatta çoğu zaman asıl maliyet hani silah sesleri sustuktan sonra daha görünür hale getir. Çünkü savaş ekonomisi sadece yık üretmez malum. Aynı zamanda fiyat bozar, beklenti bozar, yatırım kararlarını bozar, bütçeleri bozar, e ülkelerin geleceğe bakışını bozar. İşte bugün de aslında IMF’nin yayınladığı çerçeve bunu konuşacağız. Bize bunu anlatıyor. IMF Dünya Bankası biliyorsunuz bunlar ilkbaharda joint spring meeting denilen bir toplantı yapıyorlar. Geçen sene Marakeş’te yapılmıştı mesela. Bu sene de yapılıyor. İşte dünyadan, Türkiye’den de hatta gidenler oldu sanırım. Merkez Bankası baş ekonomisi vesaire gitti. İşte gidip orada eee dinliyorlar, anlatıyorlar, konuşuyorlar. YouTube’da pek çok toplantı veya işte basın açıklaması canlı yayınlanıyor. Bir de rapor da yayınlıyor. World Economic Outlook’u tam bu tarihlerde, Nisan ayında yayınlıyor. Eee, IMF ve tabii burada, eee, işte son değer değerlendirmelerine baktığımız zaman iki tane bölümünü yayınladılar. World Economic Outlook’un IMF’nin en önemli yayınlarından bir tanesidir. Birincisi dünya uzun sakin bir dönemden sonra yeniden yüksek çatışma çağında yaşıyor diyorlar. İkincisi savaşların makroekonomik etkisi çoğu zaman finansal krizlerden ve ağır doğal afetlerden bile daha kalıcı olabiliyor diyorlar. İşte bu çatışmanın yaşandığı ülkelerde üretim gene IMF’nin tahminlerine göre savaşın başlangıcında yaklaşık %3 düşüyor. 5 yıl içerisinde kümülatif kayıp yaklaşık %7’ye çıkıyor ve bu izler 10 yıl sonra bile tamamen silinmiyor. Yani savaş dediğimiz şey aslında bir manşet değil. Yani uzun süreli bir büyüme kaybı mekanizması. eee işte ne bileyim eleki enerji, lojistik, finans kanallarıyla tabii ki tüm dünyaya yayılıyorsa çok daha kötü tabii ki işte komşular, ticaret ortakları, ithalatçılar hatta doğrudan çatışma yaşamayan ekonomiler bile bu maliyeti paylaşıyorlar. Şimdi buradan bugüne gelelim. İran savaşı ile beraber zaten herkesin dikkatini çeken ana kanan enerji olmuştu malum. Çünkü işte hürmüz boğazı sıradan bir su yolu değil vesaire falan bunları hep konuştuk zaten. Ve ilk günlerde piyasalar en kötü senaryoyu fiyatladı. Geçişler duracak, tankerler bekleyecek, sigorta maliyetleri fırlayacak, enerji arzı daralacak ve bunun sonucunda da hem petrol hem doğalgaz, hem de taşımacılık maliyetleri yukarı gidecek. Sonra ateşkes haberi geldi ve fiyatlar gevşedi. Ama tabii bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki bence mesele kapanmış değil. Çünkü artık tartışma şu hani hürümüz açık mı, kontrollü mü açık, ücretli mi açık, askeri gözetim altında mı açık yoksa fiilen yarı açık mı? Şimdi bunların her biri aslında fiyatlama açısından kritik ve fiyatlama açısından başka yerlere götürebilecek şeyler bizi. Şimdi Trump’ın son açıklamaları da şunu gösteriyor. Bir yandan ateşkes dili kullanıyor malum. Bir yandan işte gidiyor İran’ın hürmüzü kötü yönettiğini, geçişlerden ücret aldığını, bunu anlaşmanın parçası olmadığını eee söylüyor. İşte İngiltere mesela uluslararası su yollarında geçiş ücreti mantığının kabul edilemez olduğunu söylüyor. Umman ayrı bir çizgi çekiyor. İran ise kendi güvenlik ve egemenlik çerçevesini dayatmaya çalışıyor. Yani denizde ticaret yeniden başlamış gibi gözükse de hukuki ve siyasi rejim hala netleşmiş değil. O yüzden piyasalarında hatta işte biraz petrol yukarı bile gitti dün bir miktar düşüşten sonra piyasaların da tam rahatlayamamasının bir nedeni de bu. Hatta işte bu nedenle aslında bugün biliyorsunuz benzin ve motörüne ciddi bir indirim geldi Türkiye’de. Yarın yine bir miktar zam geleceği eee söyleniyor. Enerji piyasasında sadece fiziksel akış değil. Yani petrol oradan akıyor mu akmıyor mu değil. O akışın ne kadar öngörülebilir olduğu da fiyatlanır. Şimdi fiyatlara bakalım. Mesela bu sabah itibariyle ons altın ben baktığımda en son 4760 dolar civarında. Gümüş 76 doların biraz altında. Brend 99 yıl arasında gidip geliyordu. Arada 96’ya düşüyor. 90 sonra 99’a çıkıyor vesaire. Yani Petrol o ilk ateşkes heyecanıyla 111 duvardan lap diye aşağıya geldi. Evet ama hala savaş öncesindeki dengeye gibi dönmüş değil. altında birkaç gün önce gördüğü o yükselişten sonra ve miktar sakinleşmiş de olsa yine yüksek kalmaya devam ediyor. Ki bence bu tablo çok şey anlatıyor. Çünkü petrolün geri çekilmesi bize panik modundan çıktığımızı söylüyor. Evet. Ama altının da hala yüksek kalması dünyanın hala pek çok açıdan sadece savaş değil aslında işte enflasyonist politikalar, dünya ekonomisindeki durgunluk vesaire bu açıdan aslında hala kendini güvende hissetmediğini eee söylüyor. Yani piyasa kıyamet senaryosu ertelendi diyor ama risk bitti demiyor. Eee baktığımızda bu arada altın konusunda ayrıca bir ilginç iç dinamik de var. Onu da konuşmak isterim. Son verilere göre Türkiye’deki toplam altın stoğu, eee, bu QNB’nin gene günlük ekonomi bülteninden aldığım bir veri. Mart ayı itibariyle yaklaşık 4300 ton seviyesine ulaşmış vaziyette. Bu da kabaca işte 667 milyar dolarlık devasa bir büyüklük demek. Son bir yılda işte altın fiyatlarındaki o değer artışının yarattığı servet etkisi hala var. bir ara konuşuyordu. Unutuldu şu anda servet etkisi ama Merkez Bankası Başkanı bile söylüyordu. Eee, Mart ayındaki düzenlemeyle bu kazancın bir kısmı geri verilmiş oldu. Tabii ki işte 5500’lerden düştü birazcık altın sonuçta ama yıllık değer artışı hala oldukça yüksek. Yaklaşık 200 milyar dolar. Milli gelirin %12’si civarı. Şimdi bu küçümsenecek bir artış değil. Çünkü altın tabii artık sadece bir güvenli liman değil. Biliyorsunuz aynı zamanda iç talebi, tasarruf davranışını ve hatta siyasi beklentileri etkileyen bir servet kanalı haline gelmiş vaziyette. enflasyonu etkiliyor aslında biliyorsunuz. Hani bu bile Merkez Bankası tarafından birinci ağızdan söylendi. Üstelik son veriler fiyat düşüşü geldikçe altın talebinin yeniden canlandığını gösteriyor. Şimdi bunun da tabii en azından bir kısmının resmi rezervlerden yapılan altın satışlarıyla dengelenmiş olabileceği anlaşılıyor. Son 3 haftada işte Merkez Bankası’nın kendi sahipliğindeki altın stoğunda ciddi bir azalma var. Bunun bir kısmı evet swap’tan bir kısmı ise doğrudan satıştan kaynaklanıyor. Yani içeride altına olan ilgi sadece yastık altı bir kültürel refleks değil Türkiye için artık piyasa stresi yükseldiğinde hızla aktive olan bir makroekonomik davranış biçimi aslında. İnsanlar döviz yerine döviz de fiyatlarının altına eee yönlenmeye çalışıyorlar. Şimdi Türkiye tarafına biraz daha yakından bakalım. Çünkü dünya ekonomisindeki bu tablo bizi doğrudan ilgilendiriyor. Öncelikle şuna bakmak lazım. Burada içeride finansal sistem üzerinde son haftalarda ciddi bir baskı vardı. Bunu da zaten rezerv, portföy ve mevduat hareketlerinde gördük. 3 Nisan haftası itibariyle brüt rezervin yaklaşık 162 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Sıvariş net rezervesi 18.4 milyar dolar döviz satışı yapıldı. Aynı dönemde şubat sonundan Nisan başına kadar kabaca 49 milyarlık eee net döviz satışı yapıldığı anlaşılıyor ki bunun da önemli bir kısmı yabancı çıkışıyla bağlantılı. Yani kur istikrarı da bedelsiz sağlanmıyor. Bunu söyleyelim. Ve bu istikrarın arkasında ciddi bir rezerv ve likidite de yönetimi var. Bu hafta ama yine Merkez Bankası’nın bir miktar alım yaparak bu 49 milyarlık eksiden bir miktarını aslında kapattığı söyleniyor. Son rakamları önümüzdeki hafta konuşuruz nihai rakamları. Şimdi burada tabii bir başka önemli nokta yabancı yatırımcı hareketleri. Son açıklanan haftalık verilere göre yabancıların Türk lirası cinsi bono hisse ve swap kanalındaki toplam çıkışı yüksek. Swap kanalından tek haftada 3.3 milyar dolarlık çıkış var. Toplam portföy çıkışı 4.4 milyar dolar. Şimdi buna karşılık tabi bu haftanın ilk günlerinde savaş haberleri biraz sakinleşince fon girişimlerinin ve dolayısıyla Merkez Bankası’nın işte dediğin gibi yeniden döviz alanlarını hızlandırmış olabileceğini daha işaretler var. Bunu nihai olarak haftaya göreceğiz. Yani son birkaç haftada yaşadığımız hikaye aslında çok net. Önce jeopolitik şok geldi. Sonra yabancı pozisyonlar çözüldü. Kur üzerinde baskı oluştu. Rezerler devreye girdi. Şimdi ise sınırlı bir rahatlama altındayız. Ama bunun kalıcı olup olmayacağını bilemiyorum. Hani aslında biraz bekleyip göreceğiz demek daha doğru olur herhalde. Eee, bir de piyasadaki fiyatlara baktığımızda Türkiye’nin 5 yıllık CDS birkaç günde geriledi. 240’a indi. 2 yıllık gösterge tahvil faizi %40 civarında seyrediyor. Eee, swap faizlerinde düşüş var, sert düşüş var. Borsa tarafında da bir toparlanma var. Fakat tabii bu bize güven tamamen geri geldi demek anlamına gelmiyor aslında. Çünkü daha çok yani ilk şokun sindirilmeye başlandığının göstergesi. Çünkü jeopolitik riskin fiyatı bir anda sıfırlanmaz malum. Yani hele ki işte Lübnan cephesi hala sıcaksa, külmüzün geçiş rejimi hala netleşmemişse, Pakistan’daki görüşmelerden ne çıkacağı bilinmiyorsa, işte Trump her gün yeni bir açıklama yapıyorsa değil mi? Piyasa hiçbir zaman gerçek bir sakinliğe kavuşamaz. Sadece o oynaklığın bir biraz tonu değişir açıkçası. Bugün veri takviminde de önemli başlıklar var. Onu da söyleyelim. Yani Amerika tarafında Mart ayı tüketici enflasyona izlenecek. Beklenti yıllık %2.4’ten 4’ten 3.4’e yükselmesi yönünde TÜFEN’in yani enflasyonun Amerika’da. Eğer bu gelirse aslında iki şey olacak. Birincisi Fed üzerindeki faiz indirimi baskısı zayıflayacak. Çünkü artık enflasyon var. Faizi nereye indiriyorsun? Eee gibi anlaşılacak. Öyle söylemiş olalım. Eee ikincisi de küresel ölçekte savaş enflasyonu tartışması daha da güçlenecek. Zaten IMF’nin de işte bu World Economic Outlook raporunda verdiği mesaj şu: Dünya ekonomisi savaş şoku olmasaydı belki daha iyi büyüme tahminleri konuşacaktı. Ama şimdi en iyimsel senaryoda bile büyüme aşağı, enflasyon yukarı gidiyor. Yani stakflasyon kelimesi henüz resmen ilan edilmiş değil. Belki hep konuşuyoruz ama zihinsel olarak masaya geri dönmüş durumda. Türkiye’de ise şubat ayı sanayi üretimi önemli olacak. Ocakta sanayi üretiminde belirgin bir zayıflama var. Deprem bölgesi bağlantılı sektörlerde düzeltme var. Savunma sanayile ilişki ilişkili oynak kalemlerde sert hareketler var. ve genel iç talep zayıflığı da bunu açıklıyordu. Şubat için teknik bir toparlanma ihtimali söz konusu ama Mart öncü göstergeleri, artan girdi maliyetleri ve daralan talep nedeniyle yeniden bozulmaya işaret ediyor. Buna bir de tabii Ramazan Bayramı kaynaklı o geçici yavaşlamayı da etkileyim. Tatil oluyor biliyorsunuz bayramda çalışmıyor iş yerleri vesaire. Dolayısıyla sanayide çok kuvvetli bir İVM eklemek zor bence. Bu da eee büyüme hikayesinin hani yılın ikinci çeyreğine daha zayıf bir veriyle gireceğini gösteriyor. Açıkçası burada tabii önemli bir nokta da var. Şunu da söyleyeyim. Savaşın ekonomik maliyeti sadece petrol faturası değil arkadaşlar. Elbette ilk ve en görünür kanal belki enerji ama akaryakıt, doğal gaz, elektrik, taşımacılık, lojistik. Ama tabii asıl mesele eee bunun maliyet zinciri boyuna boyunca yayılması. Yani enerji pahalanınca işte üretici maliyeti artıyor. Üretici maliyeti artınca sanayi hizmet fiyatları etkileniyor. Belirsizlik artınca şirketler yeni yatırım kararlarını erteliyor. Finansman maliyeti yüksek kaldıkça faizler yüksek iç talep zayıflıyor. Yani aynı anda hem maliyet enflasyonu hem talep zayıflığı yaşıyorsunuz. Bu da tabii ekonomiyi çok rahatsız edici bir yere itiyor. İşte IMF’nin de aslında korktuğu şey raporlarında anlaşıldığı kadarıyla tam olarak da bu. Yani savaş kaynaklı enflasyon ve savaş kaynaklı eee büyüme ivmesinin kaybı. Şimdi savunma harcamaları tartışması da aslında bu eee noktada önemli. IMF’nin başka bir bölümünde mesela çok net söylüyor raporda. Savunma harcamaları kısa sürede kısa vadede talebi destekleyebilir. Hatta büyümeyi bir miktar yukarı bile çekebilir. Sonuçta savunma harcaması yapınca da üretim artıyor bir miktar savunma üretimi yani askeri malzeme üretimi mesela. Ama bunun faturası daha yüksek enflasyon, daha yüksek açık, daha yüksek borç ve zaman zaman sosyal harcamalarda sıkışma, sosyal harcamalarda indirim olabilir. Tipik bir hani savunma harcaması patlamasında kamu açının birkaç puan bozulduğu, borcun birkaç yıl içinde belirgin arttığı, savaş zamanında ise sosyal harcamaların reel olarak gerildiği gözüküyor. Üstelik işte ithal silah ve ekipman ağırlığı yüksekse bizde öyle mesela. E bu harcamaların önemli bir bölümü dışarı sızıyor. Yani ülkenin dışına çıkıyor. Yani içeride çarpan etkisi sınırlı kalırken cari denge bozuluyor. Y başka bir ifadeyle aslında gelişmekte olan ülkeler için bizim gibi savaş ekonomisi ilk bakışta büyümeyi destekleyen bir kamu harcaması gibi gözükse bile orta vadede ekonominin direncini bozuyor. Ki bu çerçeveyi Türkiye’ye uyarlarsak zaten yüksek enflasyonla mücadele eden kur istikrarını rezerv ve faiz kombinasyonuyla korumaya çalışan, içeride talep ve kredi dengesini hassas bir şekilde yöneten bir ekonomimiz var. Şimdi bunun üzerine bir de dışarıdan enerji şoku, jeopolitik risk, portföy oynaklığı bunlar geldiğinde denklemin zorluğu katlanıyor. Biliyorsunuz ki işte geçtiğimiz günlerde yapılan güncellemelerde de hani bu riskler nedeniyle yıl sonu enflasyon tahminlerinin yukarı, büyüme tahminlerinin aşağı olduğunu konuşmuştuk. Eee, cari açık tahminleri de yine yukarı çekilmişti. Yani ateşkes haberi gelmiş olsa bile savaşın fiyat etkisi çoktan sisteme girmiş vaziyette. Arkadaşlar bir parantezde şu meseleyi açmak lazım bence. Eee, bugün dünya ekonomisinde yaşanan şey sadece bir enerji şoku değil. Aynı zamanda bir güven rejimi şoku. Çünkü modern ekonomi sadece fabrikalarla, limanlarla, tankerlerle çalışmıyor. İşte beklentiyle, sigortayla, hukukla, ödeme sistemiyle, kurallara olan inançla çalışıyor. İşte hürmüz meselesini de aslında bu yüzden sadece böyle bir dar deniz geçidi, boğazdan geçiyorlar vesaire gibi okumamak lazım aslında. Orada aynı anda enerji koridoru var. Jeopolitik pazarlık alanı var, deniz hukuku tartışması var. E işte küresel fiyatlama mekanizmasının böyle hakikaten sinir ucu haline gelmiş bir durumda burası. Eğer bir bölge hani bir ülke burada bir boğazı fiilen kontrol edip geçişin koşullarını yeniden tanımlamaya başlarsa işte İran mesela burada mesela sadece petrolün kaç dolara çıkacağı olmayacak. Uluslararası ticaretin hangi hukukla yürüyeceği sorusu da gündeme gelecek. Bu yüzden piyasa aslında burada baktığımızda bugün sadece o arz kaybını, az petrol geçmişi şey yapmıyor. Kay fiyatlamıyor. Kural kaybını da fiyatlıyor. Tabii IMF’nin işte analizlerin de güçlü tarafı aslında burada. Yani orada bu de şunu söylüyorlar. Savaşın etkisi sadece çatışmanın yaşandığı yerde eee kapanmıyor. Yani bu çatışma yaşanan ülkede üretim düşüyor, yatırım çöküyor, enflasyon yükseliyor vesaire vesaire. Ama bunun dalga etkisi komşulara, ticaret ortaklarına, diğer bütün ülkelere eee fırlıyor. Yani bu oldukça önemli bir şey. Tabii Türkiye’nin de açısından bunun net bir karşılığı var. Biz tabii ki savaşın fiziken birebir içinde değiliz ama savaşın fiyatlama alanının içindeyiz. Yani enerji ithalatçısıyız. Dış finansmana bağlıyız. Kurassasiyetimiz yüksek. Enflasyon geçmişimiz kırılgan. Bu yüzden hani dünya petrolü konuşurken aslında biz aynı anda akaryakıtı, taşımacılığı, gıdayı, sanayiyi, cari açığı, tarım politikasını, faiz politikasını bütün bunları konuşuyoruz. Eee ki zaten işte son yayınlarında da hep bu hassasiyette durmaya çalışıyorum. Yani bir taraftan rezerv tarafında ciddi bir yönetim ihtiyacı sürüyor. Diğer taraftan yabancı portföy hareketleri oynak. İşte içeride ne bileyim döviz talebi tamamen sönmüş değil. Altın ise hala hem tasarruf amacı hem psikolojik sığınak gibi çalışıyor. Ve son haftalarda Merkez Bankası’ın hani o kendi altının stoğunda hem savaş eee özür dilerim hem swap hem de doğrudan satış kaynaklı belirgin düşüş görülmesi de aslında içeride e altın olan talebin ne kadar güçlü olduğunun bir işareti gibi gözüküyor. İnsanlar Türkiye’de sadece fiyatı değil hani altın alırken biraz o güven hissini de satın almaya çalışıyorlar bence. Bir de bugünün yatırımcı psikolojisini anlamak için şunu da görmek lazım. Yani insanlar artık petrol düştü mü altın çıktı mı sorusunu tek başına sormuyorlar sanki. Onun arkasında hani daha büyük sorular var galiba. Yani işte bu ateşkes gerçek mi yoksa sadece zaman mı kazanılıyor? Hürmüz gerçekten açıldı mı yoksa denetimli mi açıldı? İşte Trump’ın her gün o değişen dili bir fiyatlama şoku yaratır mı? İşte Fed savaş kaynaklı enflasyonu görünce daha mı şahin olur? İşte Türkiye’de kur kontrolü giderken içeride birikim sahibi neye güvenecek? Dövizde bir anda bir yüksek değerlenme olur mu? İşte bu sorular aslında hakikaten e insanların sordukları sorular. Cevabı da doğrudan bir cevabı da yok tabii ki aslında herkesin üzerinde konsensus sağlayabileceği. İşte bu yüzden de bugün piyasalar ilk bakışta biraz sakin görünse de aslında zeminin altında çok yoğun bir huzursuzluk var. Petrol gevşiyor ama tam rahatlamıyor. Altın böyle yorgun gibi gözüküyor gidişatında ama çökmüyor. Tahvil faizi bir miktar düşüyor ama güven tamamen geri gelmiyor yani. Çünkü piyasa şu anda fiyat değil de rejimi okumaya çalışıyor aslında. Bu da önümüzdeki günlerin sadece veri günü değil. Aynı zamanda hani böyle Anlatı savaşı günü, bunu bir önceki yayında birazcık bahsetmiştim. Anlatı savaşı günü olduğunu da gösteriyor bence. Peki bundan sonra nereye bakacağız? Yani karar verirken diyebilirsiniz. Birincisi Pakistan’daki görüşmelerden bu hafta sonu kalıcı bir siyasi çerçeveye çıkacak mı çıkmayacak mı? Çünkü şu anki durum tam bir barış hali değil malum. Yani ara verme hali. Eee ikincisi Lübnan cephesi’in bu denkleme dahil olup olmayacağı. Eğer orada çatışma büyürse piyasaların o mevcut rahatlaması hızla tersine dönebilir. Çünkü İran Lumnan’ın da aslında ateşkes masasında olduğunu iddia ediyor. Üçüncüsü hürmüzde gerçekten serbest ve güvenli geçiş tesis edilecek mi edilmeyecek mi? Çünkü bu sadece kelimelerle, sözcüklerle değil de tanker geçişleri fiyatı belirleyecek. Burada ona bakmak gerekiyor. Dördüncüsü Amerika’nın enflasyon verisi işte bugün gelecek ve Fed beklentileri nereye gidecek? Buna da bakmamız lazım. Eğer savaşın yarattığı enerji etkisi Amerikan enflasyon verisinin ve Fed beklentilerinin ne yani yansırsa bir şekilde hani küresel faiz indirim umudu yeniden ötelenecek. Beşincisi de Türkiye’de sanayi üretimi, rezerv akışı, yabancı giriş çıkışı bunlar hep döviz talebi nasıl şekillenecek, altın talebi nasıl şekillenecek, bunlara bakacağız. Bugünkü tabda genel olarak böyle. Yani dünya ekonomisi evet bir ateşkes yaşadı ama bir normalleşme yaşamadı. Piyasa ilk paniği attı ama yeni bir belirsizliğe geçti diyebiliriz. Petrol çökmüyor çünkü risk sürüyor ama altın düşmüyor çünkü güven tam dönmedi. Yani dolar küresel olarak tek başına hikayeyi yazamıyor. Çünkü mesela artık sadece para politikası olmaktan çıkmış vaziyette. Jeopolitik ve egemenlik meselesi söz konusu. Eee işte Türkiye’de de zaten konuştuk. Yani son olarak şunu söyleyebilirim belki sorulara bakmadan evvel. Savaşlar zaten, eee, hani bazen genelde şöyle olur. Bittiği gün değil de maliyetleri anlaşılmaya başladığı gün gerçekten hissedilirler. Şimdi bugün dünya tam da o eşikte gibi açık konuşmak gerekirse yani büyüme tahminleri düşüyor, enflasyon kaygısı geri dönüyor. Eee işte enerji yollarının hukuku tartışmaya açılıyor. Yani mesele artık sadece İran meselesi, İsrail meselesi, Amerika meselesi değil. Mesele dünyanın yeni ekonomik düzeninin savaş gölgesinde nasıl kurulacağı meselesi. Ve biz de tabii bu yeni düzenin dışarıda duran seyircileri değiliz. Yani enerji fiyatından kur hareketine işte sanayi üretiminden enflasyona kadar doğrudan içinden etkileniyoruz. O yüzden en azından bugün için veya bu hafta için sakin olmanızı tavsiye ederim. Ama rehabete kapılmadan sakin olmayı. Yani ilk panik geçti diye risk bitti sanmak bence hata olur. Aynı şekilde her yükselişi felaket, her düşüşü kurtuluş sanmak da hata olur. Şu anda yaşadığımız şey de tam olarak şu. Yani dünya ekonomisi savaşın ilk şokunu atlattı. Şimdi onun kalıçı bilançosunu yazmaya çalışıyor. Eee elinden geldiğince önümüzdeki günlerde tabii asıl mücadelenin hani bu bilançonun ne kadar ağır olacağını anlamakla geçeceğini eee düşünüyorum. Eee açıkçası. Şimdi hemen hızlıca da soruları alalım. Eee diye başlayalım. Bakalım arkadaşlarımızdan ne tür sorular gelmiş. Eee evet şimdi en baştan başladık. Başlıyoruz. Eee günaydın. İyi yayınlar. Günaydın. Hayırlı günler. Eee hocam araba kullanmıyor musunuz? Motor mu? Sadece kullanıyorum araba ama eee yani hava yağışlı olmadığı sürece kullanmamayı tercih etmiyorum. Şehirler arasında bir araba kullanıyorum. Hocam yatırım için sormuyorum. Altın mı gümüş mü daha gelecek vadediyor? Yani o yatırım için sormuyorsanız hani şey açısından mı soruyorsunuz diye de düşünmek lazım burada. Eee ne bileyim kendinizi sanayide mi kullanacaksınız mesela? Eee yani gelecek vaetmesi bunu aslında altınla gümüşle ilgili bir başlı başına altın başlı başına gümüş yani bütün metallerle ilgili aslında tek yayın yaptım değerli metaller diye. Ona aslında bakabilirsiniz belki. Yani ne zaman altın alınır, ne zaman gümüş alınır, eee veya işte hangi şartlarda alınır vesaire diye. Ama yani ben yatırım tavsiyesi vermeden bence uzun vadeli hikaye açısından bence hani gümüş daha yüksek potansiyel taşıyor diyebilirim ama altın daha yüksek dayanıklılık taşıyor. Yani altın böyle hepim güven, rezerv, kriz varlığı anlamında ama gümüş hep hep söylenen bir şey. Yani sürpriz bir şey söylemeyeceğim ama işte değerli metal, sanayi metal olduğu için tabii teknoloji, işte enerji dönüşümü, üretim tarafı güçlenirse daha agresif bir hikaye yazabiliyor. Eee, böyle demiş olayım. Eee, Karadeniz’de bulduk. Evet. Bir işe yarıyor mu? Tartışılır tabii ki. Eee, adil geçiş ve yeni konseptler. Tamam. Bakayım ben de araştırayım. Türk lirası faizden çıkmak mantıklı mı? Yani burada da şimdi, eee, size net bir şey söylemem mümkün değil. Burada tabii kendiniz eee hani enflasyon beklentisine bakarak reel getirisini hesaplayacaksınız. Eğer aldığınız faiz size hakikaten şu anda alternatif araçlar arasında en yüksek reel getiriyi verdiğini hissediyorsanız eee faizde kalabilirsiniz tabii ki. Bu tabii eee yani bunun tek doğru cevabı yok. Öyle söyleyeyim. Çünkü değil mi? Denklemi aynı anda kur, enflasyon, faiz seviyesi ve jeopolitik risk belirliyor. Eee, şimdi hani %40’ın bir yani 30 politika faizi 37 ama pratik de 40 ki pek çok banka 40’ın üzerinde de faiz veriyor. Gerçi çok da dikkatli de olmak lazım. Çünkü daha evvelden de söylemiştim. Bir tabii stopaj var. O ayrı mesele ama ayrı bir de mesela bir banka ben %45 faiz veriyorum dediğinde aslında bazen 45 vermeyebiliyor. Çünkü işte paranızın %10’unu faizsiz tutmanızı istiyor. Geri kalanına %45 veriyor falan. Bunları dikkatli hesaplamak lazım. Eee ama yani tabii ki her halkerde baktığınızda reel olarak pozitif. Yani enflasyon beklentisi % 25 ise diyelim ki bundan bir yıl sonrası için e siz de %40 alıyorsanız eee nette bile 40 alıyorsunuz. da 35 bile alsanız reelde %10 aslında artıdasınız demektir. Ama tabii burada enflasyon verisine ne kadar güveniyorsunuz? Sizin enflasyonunuzla o Tik’in açıkladığı enflasyon örtüşüyor mu? Bunlara da bakmak gerekiyor açıkçası. Eee, başka işte gümüş altını konuştuk. Hocam büyüme oranları ve enflasyonu yıllık bazda değerlendirirsek 4 yıldır resesyon ve stak filasyondayız. Teknik olarak kabul görmüyor sadece. Yo, aslında Türkiye ekonomisi stak filasyonda değil. Yani ekonomik pozitif olarak büyüyor. Eee, 3,5 4 değil mi? Bunlar hani eee yani stak filasyon olması için çünkü sıfıra yakın bir büyüme olması lazım. Enflasyon var, o ayrı mesele ama eee stak filasyon var mı? O k Türkiye için konuşuyorum. Tabii ki tartışılır. Eee Türk lirası faizi konuştuk. Eee Trump Evet şey barış gözükmüyor. Pavel’ın acil kodlu toplantısı. Yakın çevresinin içeriden aldığı bilgilerle Evet. Olabilir tabii. Yani Trump’ın yakın çevresinin işte başta oğlu Baron Trump mı? O olmak üzere insın trading yaptığı söyleniyor. Bilmiyorum ne kadar doğru. Eee, başka başka başka başka eee hocam sizce petrol fiyatı minimum kaç düşer? Maksimum kaça yükselir şu anki gidişatta? Yani minimum belli zaten çıktığı nokta değil mi? Hani 60 dolarlar civarı, 65 dolar civarı. eee yani her şeyin bir anda normalize olmasında bile yani en en minimum herhalde bir miktar daha üzerinde kalıyor çünkü altyapılar vesaire zarar gördüğü için herhalde ama hani 65 70 dolarlara kadar düşebilir belki her şeyin normalleştiği durumda açıkçası. Ama ben normalde tabii bu eee şey açısından konuşayım. Yani böyle eee hızlıca bir iyileşme olacağını düşünmüyorum açıkçası. Jeopolitikte bu farazi bir senaryoydu bence. Hani olabilecek olan muhtemelen daha böyle bir en gene aşağıda 8085 bandı diyelim. Yukarıda ise böyle bir 110 bandı arasında oynak e olacağını düşünüyorum kısa vadede. Eee yani ateşkes tamamen çökmediği için tabii yeniden 110’un üstüne çıkması kolay değil. En azından kısa vade için konuşayım. Eee böyle yani 2026 ortalamasında mesela yine yapılan bazı tahminler var. Benim tahminlerim değil ama uluslararası tahminler şu an 85 dolar civarında olmasını öngörüyorlar. Ama tabii işte bu hürmüz akışı, savaşın gidişatı vesaire eee tamamen onlara bağlı. Kolay değil burada şu anda bir tahminde bulunmak. Çünkü yani öngörmek kolay değil değil mi? Hani belki Trump bile öngöremiyordur. Öyle söyleyeyim size. Eee, hiçbir kişi karşılıksız para öğretmemesi lazım. Bunlar güzel yorumlar. Evet hocam büyüyoruz ama nasıl büyüyoruz? Büyüme vatandaşa yansı. O ayrı. Evet. Yani ben büyüme zaten toplumun geniş işte kesimlerinin refahını arttırıyor vesaire demedim ama stakflasyon yok yani. Çünkü stakflasyon olması için büyümenin dediğim gibi sıfıra yakın olması lazım. Öyle bir büyümeden eee söz etmemiz yani söz edemeyiz. Çünk öyle bir şey yok. E pozitif bir büyüme var sonuçta. Yabancı yorumlarımız var. Since the war, net reserves excluding swaps have eroded. Bunları hep konuştuk zaten. Evet. Eee, net rezervlerin düştüğü söyleniyor. İngilizce iktisat öğrencisiyim. Öneriniz nelerdir hocam? Yani bu kanalı izleyin. Kitabı okuyabilirsiniz. Şu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim. En başta okumadıysanız eğer bu hesapta bir gariplik var. Çünkü kitapta eee yani iktisat öğrencileri için tabii ki çok faydalı olur. İktisat öğrencileri olmayanlar için de çok faydalı olacaktır. Çünkü kitapta çok güzel bir okuma listesi de var. Her bölümün sonunda ayrıntılı, açıklamalı. Eee bu kitapla başlayabilirsiniz. Öncelikle bunu tavsiye edeyim. Sonrasında ayrıca konuşuruz. Yani bu yayınlarda zaten ara ara bunlara cevap vermeye çalışıyorum. E evet yayını beğenelim lütfen. Eee bence de katılıyorum. Eee onu da söyleyelim. Eee, ve şu an herhalde bu kadar çok da böyle acil bir soru gözükmüyor şu an için. Zaten sakin bir gün. Eee, teşekkür ederim katkılarınız için, sorularınız için, yorumlarınız için. Eğer gene biliyorsunuz zaten bunu bu kanalı düzenli izleyenler biliyor ama yine de söylemiş olayım. Eğer cevap vermediğim ve acil cevaba eee, ihtiyacınız olan eee, bir şey varsa soru varsa lütfen bu eee video bittikten sonra altına yorum olarak yazın. En son hocam makalelerinize nasıl ulaşabilirim? Ceyhungin.com. jingngin.com sitesinde benim publications ya da research başlığı altında bütün makalelerim var zaten. Eee, yayınlamış olduğum yani akademik makaleler bunlar. Gazete, köşe yazısı makalesi anlamındaki makale değil. Bilimsel makaleler. Yani eğer okumak isterseniz tabii ki oradan ulaşabilirsiniz. Kitabı da şiddetle tavsiye ediyorum. Onu da söylemiş olayım. Eee, burada noktalayayım. Herkese iyi hafta sonu diliyorum. Eee, sakin kalın. Eee, sağlıklı kalın. Hafta sonu yine bir tematik yayında muhtemelen ya cumartesi ya pazar karşınızda olurum. Ülke ekonomilerini de Azerbaycan’ı bitirdik. Dünkü yayınla başka ülkeleri yelken açacağız ama başka konular üzerine de konuşuyoruz. Sadece ülke ekonomileri değil. Bunları da izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum ve herkese iyi günler diliyorum. Görüşmek dileğiyle.